Son iki günde seyrettiğim iki filmden bahsedesim var. İki filmin ortak yönü oyuncuların iyi olmasına rağmen filmlerin idare eder seviyede olması. Bunun dışında konu ve türk olarak birbirlerinden ayrı uçtalar. İlk olarak “edge of darkness”.
Bence Mel Gibson artık aktörlük işinin -drama dışında- peşine pek düşünmesin derim. Aslında bu filmde drama sayılabilecek öğeler çoğunlukta, ancak tür olarak polisiye ve gizem daha göz önünde. Karakter oyuncusu olarak en iyi becerebildiği fiziksel özellikleri öne çıkmış kahraman rolleri. Artık yaşın kemale ermesinden dolayı bu tarz rolleri oynama yaşının geçtiğini düşündüğüm Gibsonun kamera arkası işlere daha fazla ağırlık vermeye başlayacağını umuyorum. Filmin hikayesi ise kızının başına gelenlerden sonra intikam almak dışında bir amacı kalmayan polis detektifinin yaşadığı olaylar olarak özetleyebiliriz. Bazen klişe polisiye tadında, bazen yoğun drama tadında, bazen aksiyon tadında karışık bir film ortaya çıkarmış yönetmen. Ben bu türün meraklılarına Liam Neeson’un oynadığı 2008 yapımı “Taken” ve Denzel Washingtonun 2004 yılı tarihli “Man on Fire” filmlerini öneririm. Her ikisi yapım da önde gelen intikam temalı filmlerdir.
Couples Retreat ise Amerikanın güncel popüler aktörlerinin ve aktirislerinin rol aldığı, romantik komedi tarzında bir yapım. Yönetmeni “Peter Billingby” nin 2. yönetmenlik deneyimi. Açıkçası filmde yönetmenin acemiliği bariz belli çünkü filmi prodüktörler Vince Vaughn ve Jon Favreau yapmış gibi duruyor. Yazar olmanın verdiği gücü prodüktörlük ile birleştirince paravan yönetmen kullanmışlar gibi bir hava çıkmış ortaya. Oyunculuklar çok sırıtmıyor belki ama konu 4 çiftin üzerinden yürütülünce konu bütünlüğü de filmin ilerleyişi de bir uyum yakalamıyor. Yan rollerde komedi unsuru için eklenmiş ama onlarda komik olmaya çalışmaktan öteye gidememişler. Sonuç olarak evlilik terapisi komedisi çevirmeye çalışılmış ama sıradanlığı üzerinden atamamış, düz bir film olmuş. Aktörleri ve akrtirisleri için seyredilip bir süre sonra unutulabilecek bir film.
